İrlandaKitap

Yarım kalmayan şarkılar: Bobby Sands

“Bütün cephanenizin altını üstüne de getirseniz, ezilmeyi reddetmiş bir adamın karşısına dikecek hiçbir şey bulamazsınız.” Ülkemiz solunda Che Guevara’dan sonra en çok tanınan enternasyonal devrimci Bobby Sands hakkındaki en kapsamlı inceleme Türkçede Yordam Kitap tarafından yayımlandı. Kitap, ülkemiz sol okuru için paha biçilmez bir “karşılaştırmalı devrim siyaseti” ders kitabı olmakla kalmıyor, içerisi ve dışarısıyla “kendimize” bakmamız için de muazzam bir ayna oluyor.


Yarım Kalmış Bir Şarkı: Bobby Sands, IRA ve Açlık Grevi (Denis O’Haern, Yordam Yayınları, çev. Deniz Gedizlioğlu) kitabının kapağını da süsleyen Belfast’taki meşhur duvar resmi (mural)

Roibeárd Gearóid Ó Seachnasaigh, ülkemiz solunda Che Guevara’dan sonra en çok tanınan enternasyonal devrimci belki de. Biz onu bu telaffuzu güç İrlandaca ismiyle bilmeyiz; bazen uzun saçlarıyla bir sosyalist derginin kapağında arzı endam eder, bazen bir Grup Yorum şarkısında: “Belfast bizimle soluk alıyor / Bobby Sands’lerin göğüs kafesinde…

O, bugün bir ikondur. Birleşik Krallık hapishaneler sisteminden gelen İrlandalı bir uzmanın çevirmenliğini yapmıştım. Bobby Sands’in bizde çok sevildiğini söyledim. Hemen, “O bizim kahramanımız,” dedi. Bunu söyleyen, eninde sonunda bir gardiyandı; yani 20-25 yıl önce Bobby ve yoldaşlarını tuvalete gidip gelirken bile dövenlerin; “battaniye grevi” başladığında hücre kapılarının altından dışkı dolu kovalar boşaltanların meslektaşı…

İrlanda ile aramızdaki aşk tek taraflı değil. 1970 sonlarında hapishanelerde tek tip elbiseye karşı direniş günlerinde ortaya çıkan ve Kuzey İrlanda’nın her yanını süsleyen mural’lar (duvar resimleri) arasında Türkiyeli ölüm orucu direnişçilerinin yüzü de vardır.

Denis O’Haern’in adını Nâzım Hikmet’in “Ben, / alacakaranlığında son sabahımın / dostlarımı ve seni göreceğim, / ve yalnız / yarım kalmış bir şarkının acısını / toprağa götüreceğim” dizelerinden alan Yarım Kalmış Şarkı (çev. Deniz Gedizlioğlu, Yordam Kitap) kitabını okuyanlar, bu kuzey Avrupa adasıyla aramızdaki yoldaşlık bağının nedenine dair çok önemli ipuçları bulabilir.

Aile benzerlikleri: İrlanda ve Anadolu

1970’ler, tüm dünyada, bir karnaval gibi geçen fakat yenilgiyle biten 68 macerasını devrime ulama arayışlarıyla karakterize olur. Bu arayışın iki ilişkili boyutu vardır. İşin pratik yanında Vietnam, Küba, Angola, Cezayir gibi sömürge devrimlerinin gerillacılık deneyimleri bulunur. Teorik yanda ise Althusser’in ideoloji çözümlemeleri, Gramsci’nin yeniden keşfi ve Çin Kültür Devrimi rüzgârları eşliğinde Marksist kuramın yönünü hegemonyaya, kültüre, genel olarak ideolojiye dönmesi öne çıkar.

Benim “ideolojik dönüş” adını verdiğim bu eğilim, yumruğunu Sierra Maestra dağlarından alırsa sesini Avrupa üniversitelerinde bulur. 10-15 yıl sonra ölüm ilanı verilecek olan sosyalizm, tarihinin en popüler günlerini yaşamaktayken devrimciler, altyapının belirleyiciliği öncülünden vazgeçmeden pertavsızlarını üstyapıya yöneltirler.

Marighella ve Quartim’in “Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi”; Mahir Çayan’ın “suni denge”si; bu sayılanların hem sert eleştirilerine hem de yakın takibine mazhar olan Debray’ın “devrimde devrim”i hep aynı şeye işaret eder: Devrim mücadelesinde siyasi ve askeri yönlerin birbiriyle ilişkisi; bir yandan silahlı eylemin yükseltilmesi, ama kitle çalışmalarına da alabildiğine vurgu yapılması.

Bobby_Sands-Kitap-KapakDenis O’Haern’in Yarım Kalmış Bir Şarkı: Bobby Sands, IRA ve Açlık Grevi (Yordam Yayınları, çev. Deniz Gedizlioğlu) kitabı Sands hakkında yapılmış en kapsamlı inceleme niteliğini taşıyor.
İrlanda Cumhuriyet Ordusu / IRA gibi askeri kimliği daha adından başlayan bir örgütte bu dönüşümün iki önemli isminden biri hâlâ yaşayan ve 2001’de Küba’da Bobby Sands anıtını açan Gerry Adams ise diğeri, örgütün içinde çok daha mütevazı bir konumda bulunan ama simgesel niteliğiyle en az onun kadar etkili olan Bobby Sands’tir.

O’Haern’in “Bobby Sands, IRA ve Açlık Grevi” alt başlığıyla yayımlanan ve Sands hakkında yapılmış en kapsamlı inceleme niteliğini taşıyan kitabı, mezhep çatışmasının kasıp kavurduğu bir ortamda büyüyen Bobby’nin önce mezhepçilik, milliyetçilik, hatta “gençlik ateşi” gibi motivasyonlarla katıldığı mücadelesinin, sözcüğün tam anlamıyla bir “okul” olan ilk hapishane deneyimi sırasında sosyalist ve halk devrimcisi bir hatta evrilişini günbegün serimliyor.

IRA’nın kendisi de bir geçiş sürecindedir: Bir yanda askeri disiplinden başka bir şey bilmeyen, koyu Katolik, hatta bazısı “Vietnamlılara karşı ABD hükümetini, Güney Afrika’daki apartheid rejimini ya da Mozambik’te sömürgeciliği destekleyen1 yaşlı Cumhuriyetçiler kuşağı vardır; diğer yandan sömürge devrimlerinden ve Marksizm içindeki “ideolojik dönüş”ten etkilenerek mezhep değil ezilen sınıflar temelinde tüm İrlandalıları örgütlemek isteyen; Marighella, Fanon, Guevara, Lenin, Troçki okuyan; kitle çalışmasını, “halk meclisi” örgütlenmelerini ve alternatif iktidar odakları yaratmayı2 stratejilerinin odağına taşımaya çalışan, “militarizmlerinin de politik olduğunu” anlayan3 genç devrimciler kuşağı.

Anadili: Direnişin evi

Geçici IRA4 adını alan, aralarında Adams ve Sands’in de bulunduğu bu ikinci ekibin bizim coğrafyamızla paralelliği yalnızca Mahirler, Sinanlar, Kaypakkayalar ve ardılları ile halk kurtuluşçu, silahlı propagandacı, kitle örgütlenmeci bir hatta buluşmalarından ibaret değil. IRA’nın sosyalist bir yanı varsa ulusal bir yanı da var; nitekim Gerry Adams’ın o yıllarda ortaya koyduğu “beş -izm” şunlardan oluşuyor: milliyetçilik, sosyalizm, sekülerizm, mezhepçilik karşıtlığı ve enternasyonalizm.5 İrlanda’ya göre çok daha net bir Marksist-Leninist gelenekten gelen ülkemiz solunun “milliyetçilik” gibi adı kötüye çıkmış bir kavramı kendine yakıştırması olanaksız. Ancak 1980 ortalarından itibaren yükselmeye başlayan Kürt ulusal hareketinin özellikle anadili öğrenimini mücadelenin çok önemli bir yerine koymaları Sands’lerin pratiğiyle yakından örtüşüyor.

IRA bize yalnızca halk kurtuluşçu, silahlı propagandacı, kitle örgütlenmeci hattıyla değil ulusal yanıyla da benziyor; elbette Kürt ulusal kurtuluşçu damarımıza…
Silah kadar kültüre de önem veren ve gerek uzun hapishanede yıllarında, gerek iki tutsaklık arasındaki kısa özgürlüğünde kültürel etkinliklerin acar bir örgütçüsü olan Bobby Sands, İrlandaca eğitiminin de en yaman savunucu ve öğretmenlerinden. Okudukça daha iyi anlıyoruz ki, Anadolu solunun çok önemli iki damarının –ulusal kurtuluşçuluk ve halk kurtuluşçuluk– 1982’de Diyarbakır’da, 1984’te Metris’te dörder önder savaşçılarını İrlanda H Blokları Direnişi’nden doğrudan esin alan bir eyleme armağan edip bayrak kılmaları tesadüf değil.

Her iki direnişin 1990’larda metropollerde ve Kürt dağlarında yükselen savaşa doğrudan esin vermesi de İrlanda deneyimiyle doğrudan örtüşüyor. Sands’lerin ölümünün “İrlanda’da yarattığı kitlesel tepkinin, Cumhuriyetçi hareketin siyasi ve gerçekten de popüler bir güç olarak algılanmasında büyük bir etkisi oldu”ğunu anlatıyor O’Hearn.6. 1981, 82 ve 84’te üç ayrı coğrafyada yaşanan hapishane direnişlerinin üçünün de ülkelerinin tarihinde siyasal ufuklar açan deneyimler olmaları, “içerisi” ile “dışarısı” arasındaki ilişkiye dair “Cezaevlerinden dışarıyı yönetiyorlar” provokasyonlarının da, “Cezaevleri cephe gerisidir, asıl mücadele dışarıda yürür” kestirmeciliklerinin de hayata sığmadığını gösteriyor. Kitaptan bir cümle ülkelerin tarihinde çoktan kanıtlanmış bu durumu iyi özetliyor:

[H]apishane eylemi yalnızca mahkûmların haklarıyla ilgili bir mesele değildi; IRA’yı yeniden yapılandırma sürecinin bütünü için hayati önem taşıyordu.7

Ateşkes tuzağı

Yarım Kalmış Şarkı’yı kendi ülkemizde hem hapishanelerde hem dışarıda yürüyen mücadelelerle paralel bir okumaya tabi tutmak, gerçekten çok değerli, çok ilginç çıkarımlara kapı aralıyor. Aralanan kapıların hepsinden birden bakacak, üstüne, benzeyen yanlar kadar çok olan benzemeyen yanların da hakkını verecek olsak bu yazının kapsamını hayli zorlarız. Ama İngiliz hükümetinin IRA’ya 1974 ateşkesiyle kurduğu tuzağa değinmesek de her tarih metninin ana muradına ihanet etmiş oluruz: Bugüne söz söylemek…

İngiliz hükümeti IRA’nın ateşkesi uzatması karşılığında özellikle İrlandalı Katolik gençleri etkileyen keyfi gözaltıları azaltma, İngiliz askeri birlikleri yerine polis birliklerini geçirme sözü verir. Britanyalıda oyun çok. “Gözaltı mahkûmiyeti” adı verilen bu işlemin kaldırılmasına karşılık IRA tutsaklarının siyasi tutukluluk konumlarına son verilecek, tüm tutsaklara “adi suçlu” olarak davranılacaktır. Dahası başka bir “olumlu” adım, birçok tutsağın tahliyesi sonu Bobby’lerin insanlık dışı koşullarda ölümüne giden yolu açacaktır: Dünyadaki faşist iktidarlara ders olacak bir şekilde, tahliye silahı, hapishanelerin işkence merkezleri ve toplama kamplarına dönüştürülmesi için kullanılır. Bu “taviz”ler bir yanda cehenneme giden yolları döşer, diğer yanda ateşkesi uzatmaya yarar. Çünkü İngiliz hükümeti “ateşkes ne kadar uzun sürerse, silbaştan bir mücadele başlatmalarının o kadar zor olacağını” bilir ve bunu ifade etmekten de imtina etmez.8

Böylece hükümet, ateşkesi, üçlü bir kontrgerilla stratejisinin aracı olarak başarıyla kullanır:

  1. Ulsterizasyon” (İrlanda’da IRA’ya karşı güvenliğin Protestan para-militer çetelere devredilmesi),
  2. Normalizasyon” (savaş dışı koşullara alışkanlık yaratılıp yeni bir silahlı mücadelenin önünün kesilmesi)
  3. Kriminalizasyon” (IRA tutsaklarının adi suçlular olarak damgalanması).9
Bobby_Sands-SiyasolBobby Sands (9 Mart 1954-5 Mayıs 1981): “24 saat devrimci”, “daimi bir maneviyat ustası”, “iflah olmaz bir yazar”, yorulmaz bir okur, şehir gerillası, halk örgütçüsü, sosyalist militan; makale, bildiri ve şarkı yazarı. Cenazesi silahlı IRA savaşçıları tarafından saygı atışlarıyla kaldırıldı.

Bobby_Sands-Cenazesi

Ardından son bir saldırıyla “IRA’nın ateşkes sürecinden etkin bir gerilla ordusu olarak yeniden çıkma planını neredeyse bitir[ir].10 Dünyanın en vahşi hapishanelerinden biri olan H Blokları işte bu ateşkes ve “taviz” sürecinin doğrudan sonucudur.

Karşılaştırmalı devrimci siyaset

Anlaşılmıştır, bu kitap yalnızca bir biyografi değil. “24 saat devrimci”, “daimi bir maneviyat ustası”, “iflah olmaz bir yazar”, yorulmaz bir okur gibi sıfatlarla tarif edilen; şehir gerillası, halk örgütçüsü, sosyalist militan; makale, bildiri ve şarkı yazarı Bobby Sands’in hayatının gözünden İrlanda mücadele tarihinin en önemli evrelerinden biri olan 1970’leri sahnesine çıkaran metin, ülkemiz sol okuru için paha biçilmez bir “karşılaştırmalı devrim siyaseti” ders kitabı olmakla kalmıyor, içerisi ve dışarısıyla “kendimize” bakmamız için de muazzam bir ayna oluyor.

Ve bize, yaşadığımız topraklarda on binlerce kez kanıtlanmış, ama her seferinde unutturulmaya çalışılan, çok insani, aynı zamanda çok siyasi bir bilgeliği “Roibeárd”ın yaşamındaki onlarca dönemeçte önümüze koyuyor:

Bütün cephanenizin altını üstüne de getirseniz, ezilmeyi reddetmiş bir adamın karşısına dikecek hiçbir şey bulamazsınız.

Söylenmiş hiçbir şarkı yarım kalmamıştır. Belfast sokaklarında gülümseyen devasa Bobby Sands yüzleri; Taksim AKM’nin duvarlarını kaplayan devrimci portreleri tanıktır: Şarkı tamamlanacaktır. 11

@prometeatro | yazilama.net

  1. s. 67.
  2. özl. s. 101-5.
  3. s. 97.
  4. Provisional IRA.
  5. s.97.
  6. s. 426.
  7. s. 201.
  8. s. 91.
  9. s. 99.
  10. s. 125.
  11. Mesele Dergisi’nin Ocak 2015 97. sayısında çıkan bu yazı Siyasol için web’de okunmak üzere düzenlendi.

    .

Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Yorum

  1. Pingback: Gezite – Anlatılan bizim de hikâyemizdir…

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Yandex.Metrica