Asya

Uzun Yürüyüş’ten oturan heykele

Tüm koşullara ve neredeyse herkese rağmen yürü
Sonunda başar ve sen yürürken kenarda duranlar alsın yürüsün
Hatıranı oturan, çirkin bir heykele gömsünler
Bu hepimiz için bir trajedi


Abidin Dino Uzun Yürüyüş

Abidin Dino – Uzun Yürüyüş

Çinli burjuvalar Mao‘nun 36.6 metrelik altın rengine boyalı bir heykelini dikiyor. Heykelin maliyeti 460 bin dolar. Bir karşılaştırma için belirtmek gerek ki Çin’de bir işçi için ortalama asgari ücret aylık 274 dolar. Tabi bu yasal olan, uygulamada çok daha az olabildiğini “Çin’de bir işçi daha intihar etti” haberlerinden biliyoruz.

“Egemen sınıflar, sağlıklarında büyük devrimcileri ardı arkası gelmez kıyıcılıklarla ödüllendirirler; öğretilerini, en vahşi düşmanlık, en koyu kin, en taşkın yalan ve kara çalma kampanyalarıyla karşılarlar. Ölümlerinden sonra, büyük devrimcileri zararsız ikonlar durumuna getirmeye, söz uygun düşerse, azizleştirmeye, ezilen sınıfları “teselli etmek” ve onları aldatmak için adlarını bir ayla (hâle) ile süslemeye çalışırlar. Böylelikle, devrimci öğretileri içeriğinden yoksunlaştırılır, değerden düşürülür ve devrimci keskinliği giderilir. Burjuvazi ve işçi hareketi oportünistleri, bugün işte Marksizm’i “evcilleştirme” biçimi üzerinde birleşiyorlar. Öğretinin devrimci yanı ve devrimci ruhu unutuluyor, siliniyor ve değiştiriliyor. Burjuvazi için kabul edilebilir ya da öyle görünen şeyler, ön plana çıkarılıyor ve övülüyor.”

Lenin böyle diyor demesine ama Çin‘deki Mao heykelinin bu paragrafa uymayan kısmı da var. Mao muzaffer bir devrimin önderi olarak öldü, hâlâ dünyanın pek çok yerindeki Maoist hareketlerin ilham kaynağı. O öldüğünde Çin, kültür devrimine başlamış, sanayileşmede istenilen düzeyi yakalayamamış olsa da belli bir noktaya gelmiş durumdaydı. Parti içindeki sağcılar sindirilmişti.

Bu kadar başarıdan sonra iktidara gelen Çin burjuvazisinin suçları Mao’nun heykellerinin çokluğu ve uzunluğu ile yarışıyorsa bir durup düşünmek lazım.1

370 gün, 9000 kilometre, 70 bin kayıp, 30 bin kalan ve bir liderin doğuşu

Bir kuşatma, 370 gün, 9000 kilometre, 70 bin kayıp, 30 bin kalan ve bir liderin doğuşu: Uzun Yürüyüş

“Bu adamlar Dino,
Ellerinde ışık parçaları,
Bu karanlıkta, Dino,
Bu adamlar nereye gider?
Sen de, ben de Dino
Biz de, biz de Dino
Gördük açık maviyi?”

Abidin Dino‘nun Uzun Yürüyüş resmine Nazım Hikmet‘in yazdığı şiir (1958)

Uzun Yürüyüş’ten oturan heykele

Heykelde bir hareket, bir dinamizm yok. Hâlbuki mevcut Mao heykellerinin çoğu ya ayakta ya da eli havada.

Uzun Yürüyüş‘lerden geliyorsun yoruldun otur artık der” gibi bir heykel yapmışlar.

Sen yürü, kenarda duran kazansın. Trajedi gibi trajedi.

Çin gericiliğinin temsilcisi Komintang’a karşı yürü;

Çin Komünist Partisi içindeki Sovyet devriminin taklitçilerine rağmen yürü;

Parti içindeki sağcılara karşı ve rağmen yürü;

Açlığa, soğuğa rağmen, beraber yola çıktığın on yoldaşından yedisinin ölmesine ya da kaçmasına rağmen yürü;

Sonunda başar ve sen yürürken kenarda duranlar alsın yürüsün.

Gerçekten trajedi gibi trajedi.

Kitleler yorulunca öncü yalnız kalır

Mao öldükten kısa bir süre sonra parti içindeki sağcılar kansız bir darbe yapar ve aralarında Mao’nun eşinin de olduğu Kültür Devrimi’nde öne çıkan isimleri tutuklar. Sanayileşmenin ve işçileşmenin yani toplumsal tabanın henüz yeterli düzeyde olmadığı bir anda yapılan Kültür Devrimi’nin aşırılığa kaçması ve kitlelerde bir yorgunluk yaratması kaçınılmazdı. Sağcılar kitlelerin bu ruh halini iyi kullanır.2

Benzer bir durum Sovyet Rusya’da da yaşanır, Stalin’in ölümünden sonra SBKP içinde Kruşçev’i tasfiye etmek isteyen Molotov ve beraberindekiler bunu kitlelere mal etmekte başarılı olamaz. Molotov bunun sebebini “İşçi sınıfı satın alınmıştı; şimdi barış içinde yaşayacaksınız denmişti onlara.” diye açıklıyor.3 Sovyet Rusya’da 1930’lardan beri içte ve dışta girilen hızlı mücadelenin getirdiği yorgunluk, sağcılara ihtiyaç duydukları pasif desteği sunar.

Tarihin büyük devrimci anlatıları, devrime giderken de devrim sonrasında da durmaksızın ileri gitmeyi öğütler, elbette tarihin tekerleği başka bir türlü dönmüyor. Ancak bunun hızı nasıl ayarlanmalıdır. Gereğinden hızlı gidildiğinde yorulan, başı dönen kitlelerin kendilerini sağcılığın kucağında bulması yüzünden devrimci iktidarlar kaybediliyorsa oturup düşünmek gerek.

Çin’de Kültür Devrimi’nin bitirilmesiyle, sanayileşmenin halktan yana mı yoksa burjuvazinin önünün açılarak mı devam edeceği sorusu da cevabını buldu. Deng Şia Ping’in “Kedinin renginin ne önemi var, önemli olan fareyi yakalaması” sözü bunun özeti olur. Çin burjuvazisi bugün tercih edilen kedi olmanın keyfini sürüyor. Çin, yarı feodal yarı sömürge bir toplumdan, büyük bir sanayiye, ABD Hazinesinin en büyük ortağı bir finans merkezine, denizin ortasında yapay ada yapıp, üzerine uçak konduran kapitalist bir topluma, emperyalist bir güce dönüştü. Mao’ya da bu tabloda oturan bir heykele dönüşmek kalıyor.

Mao’nun eşinin kıyafetlerinin lüks olmasını diline dolayan sağcıların açtığı yoldan ilerleyen Çin burjuvaları bugün 36.6 metrelik altın rengine boyalı zevksizlik abidesi bir heykel dikiyor.

Bu yazı yazılırken ajanslara Çin’in yaptığı bir açıklama düştü; heykelin yol açtığı tartışmadan rahatsız olmuşlar, yıkım kararı almışlar. Burjuvazi tarihten gelen tecrübesi ile kitlelerin en azından pasif de olsa desteğini kolluyor.

Öncünün ve kitlenin saat farkı

Türkiye’de kendi sınıfı ya da milleti açısından varolan nesnelliğin değişmesini isteyen milyonlar, bir de bunun için uğraşan daha az sayıda insan var. Sosyalist teori ikinciye öncü, birinciye kitleler diyor. İkisi arasında mesafe açılmamalı. İleri atılanlar dönüp arkasına baktığında gelenleri pek göremiyorsa, insanların en azından pasif desteğini alamıyorsa bu yanlış yaptıklarını değil fakat gereğinden hızlı gittiklerini gösterir.

“Bir devrimi meydana getirebilmek için öncü bir devrimci azınlık şarttır ancak en kabiliyetli, en fedakâr ve en enerjik azınlık bile en azından milyonların pasif desteğini arkasına almadan çaresiz kalır” Stalin

Sol edebiyatta tek başına kalan devrimciler üzerine, “o güzel atlara binip giden güzel insanlara” dair neredeyse bir külliyat var. Bu konuya romantik yaklaşılması yalnızca edebiyatta kalsa edebi bir kusur olarak değerlendirilebilirdi ancak teorik kavrayış da genelde böyle. Neyse ki Gezi ve seçimler “Biz kaç kişiyiz?” sorusuna asgari bir cevap verdi. Peki, öncü doğru bildiği bir konuda yalnız kalırsa ne olacak? Elbette durmayacak. Ancak bunun geçici olması gerektiğini unutmadan. Tek başına kalınca da yürümek değerli ama kitlelerle birlikte olmak kadar değil.

Mahir Çayan ülkemizde evrim ve devrim dönemlerinin içiçe geçtiğini söyler. Yani devrimcinin saati ile kitlelerin saati aynı hızda çalışmayabilir. Üstelik burjuvazi tarihte sıkça gördüğümüz gibi aralıksız saldırıları ile devrimcileri sürekli daha hızlı olmaya zorlar ve kitlelerle bağını koparır. Tabi ki devrimci süreç öncünün kitleleri zarif bir şekilde davet edip, kaldırdığı bir dans değil. İleri-geri, pek çok gerekli-gereksiz, hızlı-yavaş hareket yapmak ihtimal dahilinde.

Peki öncü durup dinlenmeden yürümeli mi? Tarihte yol açanlara baktığımızda yolun açıldığını ama yol açılırken yol açanın da yıprandığını, yolun cefasını öncüler çekerken, sefasını başkalarının sürdüğünü görüyoruz. Küba’daki Che Guevara Araştırma Merkezi, Che’nin görüşünü şöyle özetliyor: “Che, devrimin hızlandırılmış bir süreç olduğunu, bu süreçte rol alanların dinlenmeye hakları olduğunu ama öncü olmaktan yorulmaya hakları olmadığı üzerinde ısrar ediyordu.”4

Çelişik sanayileşme hamleleri, sosyalist kampta gereksiz derin ayrılıklar yaratan polemikler ve zamansız Kültür Devrimi arasında Parti’ye, Çinli işçilere, köylülere ve tabi kendisine soluk aldırmayan, dinlenme fırsatı vermeyen Mao’nun eksiğiyle fazlasıyla bize bıraktığı tecrübe, hatıra bugün o heykelde oturmuş, hareketsiz bir durumda.

Bu sadece devrim sonrasının sorunu değil. Bugün kitleleri sağa, seçim sandıklarına sürüklemeyi başaranların elinde dünün devrimci sembolleri varsa, sorun sadece geleceğin değil bugünün de sorunu.

Bu Mao’nun değil, devrim derdi olan herkesin trajedisi, ya bu tecrübelere sahip çıkacağız ya da tecrübelerimiz ölülerimizin heykellerinde, sararmış fotoğraflarında yitip gidecek.

@s_altunoglu

  1. Mao’nun sağlığında çok fazla dikilmiş heykeli ya da büstü yok, ilk olarak Kültür Devrimi ile birlikte bazı üniversitelere dikiliyor. Mao’nun ölümünden sonra Deng Şia Ping yönetiminde, özellikle 1980’li yıllarda, kapitalist reformlar ağırlık kazandıkça, daha önce yapılmış heykeller kaldırılıyor, yıkılıyor. Bunu özellikle geceleri yapıyorlar. Son yıllarda ise tekrar bir heykel yapımı başlıyor, şu an 2000’den çok Mao heykeli var Çin’de.
  2. Çin’de kapitalizme geri dönüşün mimarı Deng Şia Ping de Uzun Yürüyüş’e katılmış, ÇKP içinde uzun bir geçmişi olan birisiydi. Kültür Devrimi’nde parti içindeki sağcıların en önemli isimlerinden biri olan Deng, bütün görevlerinden alınarak bir traktör fabrikasına çalışmaya gönderilir. Kültür Devrimi’nde Kızıl Muhafızlar kendi gibi sağcı olan oğlunun evini basıp pencereden aşağı atar ve felç olmasına sebep olur. Bu da yapılan aşırılıklardan biri olarak tarihe geçer.
  3. Molotov Anlatıyor/Feliks Çuyev/Yordam Yayınları/s.385
  4. Küresel Adalet/Ernesto Che Guevara/Everest Yayınları/s. 31
Etiketler: , , , , , ,

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Yandex.Metrica