Siyasol

Bu kadar yeterli, teşekkür ediyoruz

Cömert ailesi ile Siyasol ve Gezite editörlerinin açıklamasıdır: Her şeyiyle güzel, soylu ve derslerle dolu bir dayanışmaydı. Herkese ne kadar teşekkür etsek azdır. Dayanışma sürecini sonlandırıyoruz. Bize verdiklerinizi borç sayın.


Abdullah Cömert

Devlet terörüne ve zulmüne karşı tek başımıza mücadele edemeyeceğimiz açıktı. Gidebildiği yere kadar mücadele ettik, son gelişmeler ailemizin devlet faşizmini iyice hissetmesine neden oldu, benim işsiz kalışım ve bu geçen sürede iş bulamayışım, yurtdışına sürgün gelmem, kredi borçları, yeni doğan kızımla 11 nüfusun (4’ü bebek, yaşlı annem babam) içinde, üç ailede çalışabilen iki kişiden benim işsizliğimin abimin kalıcı işsizliğinin üzerine gelmesiyle iki yıldır ekonomik olarak en zorlandığımız zamana geldik.

İki yıldır süren adalet arayışının içinde bir ev sattık, kimseden maddi bir destek almadık, sadece iş istedik. Parasızlıktan tazminat davası bile açamamıştık. Daha önce de zengin bir aile değildik, yoksul kendi halinde geniş bir aileydik. Ama devletin zulmü bizim sadece canımızı almakla kalmadı bizi daha da yoksulluğa sürükledi.

En son Çağlayan Eylemi‘ne dair yazdıklarımdan, Gezi davalarına bakan savcıların aynı kumaştan olduğunu yazmamdan sonra işsiz bırakıldım ve 7. dava açıldı.

Devrimci dostlar, bize yapılan bu faşizmi tek başımıza alt edemeyeceğimizi ve dayanışmayla bu sorunların altından kalkabileceğimizi anlattılar. İki yıllık mücadele bize çok acılar yaşatmış ama azim, kararlılık ve inancımızı kıramamıştı.

Başta tereddüt ettik. “Gezi bitti” diyorlardı sürekli, belki biraz bundan etkilendik.

İki yıl içinde acı ve öfke içinde olan bizleri sosyal medyada bizi hep sinirli yanımızla, tartışan yanımızla tanıdığınızdan içimizde bir “acaba” vardı.

Siyasi partileri, devleti, devrimcileri, Kürtler için mücadele edenleri, aydınları, sanatçıları, ünlüleri, yeni ünlü olanları bu iki yılda yeniden tanıdık. Hepsi de hayatımızda az ya da çok iz bıraktı.

Aile olarak biz de bir iz bıraktık. Bu iz her zaman dört dörtlük müydü? Elbette değil ama açık olduk, yanlış yaptığımızdan vazgeçtik, samimi olmayandan uzaklaştık, özür dilememiz gereken yerde özür de diledik. Biz de öğrendik, öğreniyoruz.

Bu son olayda da öğrendik. Maddi yönünden çok manevi yönü bizi gözü yaşlı bıraktı.

Maddi olarak beklentimizin ufku borcumuzu kapatmasıydı, en son tefecilere borçlanmıştık. Devrimci arkadaşlar bize iyi bir sonuç çıkacağını söylüyor, inanmak istesek de yine de bir kaygı taşıyorduk.

Çağrımızın sosyal medyada yayılması ve bizim onayımızla yapıldığına insanların emin olmasından sonra yardımlar başladı ve hızla arttı.

Dolaylı olarak uyarıldık, izin almadığımız için. Evet önceden bir prosedüre uymadık.

Keşke Gezi’de yitirdiğimiz tüm canların ailelerini ve sakat kalanları kapsayacak, mahkeme süreçlerini takip edecek ortak bir kurum olsaydı.

Büyük bir bedel geleneği olan sol kesim bu konularda biraz zayıf. Dileriz bundan sonra farklı olur.

Bize verdiğiniz paraları borç sayın, adalet mücadelesinde her duruşma 2600 km yol gitmek zorundayız.

Borçlarımızı ödeyecek ve bizi dava sonuna kadar mahkemeye götürmeye yetecek kadar bir paraya ulaştık. Bitiriyoruz. Bu kadar yeterli.

Asıl sorunumuz işsizlik ise devam ediyor.

Bitiriyoruz. Bu kadar yeterli. Asıl sorunumuz işsizlik ise devam ediyor.

368 kişinin doğrudan katkısıyla 69.473 TL toplandı.

Neler yaşamadık ki bu bir hafta içinde:

Sosyal medya bunun örnekleriyle doldu.

Yağlıboya bir tablonun yardım için satışa çıkması ve yalnızca iki dakika içinde satılması.

Gitarını, kemanını, kabak kemanesini, çektiği fotoğraflarını, futbolcu imzalı formalarını satışa çıkaran dostlarımız kardeşlerimiz oldu.

Şüphesiz ki Sovyet yapımı eski bir saatin 100 liraya satışa çıkarılması ve 20’den fazla kez sahip değiştirerek toplamda 9 bin liradan fazla bir paraya satılması ve en son yine ilk sahibi tarafından alınarak sahibinde kalması efsane oldu.

Tiyatro biletleri, açık arttırmayla satılan kitaplar, bizim için oynanan oyunlar bize bir solukluk nefes oldu.

“Evde satacak hiçbir şeyim yok” diye tweet atarak üzüldüğünü söyleyen arkadaşa attığı tweetin değerinin ‘paha biçilemez’ olduğu cevabını yazdım.

Açıklama kısmında "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" yazan bir dekont

Açıklama kısmında “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” yazan bir dekont

Burs parasını özür dileyerek dayanışmaya katkı olsun diye yatıran 17 yaşındaki gencimize ne kadar uğraşsak da parasını iade edemedik, kabul etmedi. Ki bize harçlığını yollayan tek genç o değildi.

Yılın gazetecisi ödülünü satışa çıkaran Barış İnce ve ödülün onda kalmasını sağlayan dostumuz…

Banka ekstrelerinde ismini görünce biraz da şaşırarak karşıladığımız sanatçı dostumuz. Diğer yandan gözlerimizin aradığı, ama bir retweeti, bir paylaşımı bile bizden esirgeyenler.

Diren Kazova işçilerinin kooperatiflerinde ürettiklerini ailemiz için satışa çıkarması.

Başından beri yanımızda olan Siyasol & Gezite‘deki arkadaşların çabaları ve destekleri. Dayanışma ortaya çıkmadan önce de içimizde birikenleri ve yaşadıklarımızı kaleme alıp herkese duyurmamız için ışık oldular, yol gösterdiler, yaşadıklarımızı herkesin bilmesi gerektiğine inanıp, beni de inandırdılar. Verdikleri köşede yazılarımı yazıyorum. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Verdikleri cesaret kararlılığımızı perçinliyor.

Her şeyiyle güzel, soylu ve derslerle dolu bir dayanışmaydı.

Herkese ne kadar teşekkür etsek azdır.

Çağlayan Eylemi üzerine yazdığı tweetler ve “Savcılar, devletin koruyucuları” yazısından sonra yazarımız Zafer Cömert, gözaltına alındı. İki yıldır adalet arayışı kırılmaya çalışılan aileye karşı tırmandırılan baskı artık açlıkla terbiye kısmına gelmişti.

Zafer‘le konuştuk ve çarenin halkta olduğunda hemfikir olduk. Uzun bir süre sonunda bir parça tereddütle kabul etti ve aileyi de ikna etti.

Bir metin kaleme aldık ve çağrının sizlere duyurulmasını üstlendik. Bu çağrı ve muhalif halkın verdiği cevap basında pek çok yayın organında yer aldı. Kimisi metnimizi kullanırken, ismimizi sildi. Önemli olanın sorumluluğu üstlenen imzanın değil, çağrının bilinmesi, yayılması olduğunu düşünerek bunu düzeltme çabasına girmedik.

Ama bu girişimi bir şekilde duyuran tüm mecralardan bu girişimin bitirildiğini de duyurmalarını ve bunu burada dile getirilen hususları atlamadan yapmalarını rica ediyoruz.

Siyasol ve Gezite olarak bu kampanyadan tek bir kuruş gelir elde etmedik. Bütün editörlerimiz kampanyaya katılarak ellerinden geleni yolladı.

Siyasol ve Gezite olarak bu kampanyadan tek bir kuruş gelir elde etmedik. Bütün editörlerimiz kampanyaya katılarak ellerinden geleni yolladı.

Devrimci, demokrat, ilerici insanlar devlete karşı Abdocan’ın ailesini sahiplendi. Önemli olan buydu. Sürekli öldüğüne kanaat getirilen Gezi ruhu’nun bitmişlikten değil, örgütsüzlükten görülmediğini bir kez daha göstermiş oldular. Gezi ruhu muhalif halkın içinde biriken sevgi ve öfkeydi, düşüncelerdi. Hepsi de yerinde duruyor.

Bu tür “çözüm”lerin gerçek çözüm olmadığını da çok iyi biliyoruz. Kahramanca bir geleneğin yaratıcısı olan Türkiye Devrimci Hareketi’nin ve direnen halkın şehitlerinin mirasının yaşatılması ve ailelerinin desteklenmesi için daha kalıcı ve kurumsal çözümleri de gündemimizin bir parçası yapmak zorundayız.

Biz de sizi seviyoruz” dediği için ülkesinden sürülen eğitimli bir insan, açlığa ve borç batağına sürüklenmek istenen Cömert ailesi,

Biz de sizi seviyoruz.

Hatice Ana‘nın ellerinden öpüyor, Esmihan bebeğe hoş geldin diyoruz. Adalet mücadelesinde yanınızdayız.

Cömert Ailesi adına Zafer Cömert, Siyasol Editörler Kurulu, Gezite Editörler Kurulu

Etiketler: , , , , , ,

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Yandex.Metrica